“çeviren Latif Demirci“, Batı resminden aşina olduğumuz kimi resimlerin Latifçesi. Bir resim çevirisi... Başka dillerden kitaplar Türkçe'ye çevrilebiliyorsa resimler niye çevrilmesin
çizerin toplam 60 çalışmasını kapsayan albüm, Botticelli'den Hockney'e Resim Sanatından muzip bir kesit sunuyor. Arada kimler yok ki: Rembrandt, Basille, Manet, van Gogh, Cezanne, Picasso, Matisse, Lautrec; aynı zamanda Egon Schiele, Valadon, Frida Kahlo, Hopper, Hockney gibi yirminci yüzyıl isimleri...
Murat Belge, albümün sunuşunda yer alan yazısında şunu söylüyor:
“Latifin bu kendine özgü 'yeniden üretiminde' ya da 'kopyalarında', ilkin, bir adapte etme ve yerelleştime çabası var gibi görünüyor. Bazille'in dere kıyısında eğlenen figürleri, o halleriyle, dünyanın ortak belleğine yerleşmişler, öylece evrenselleşmişler. Onları alıp Kocamustafapaşa'nın yokuşlarından Samatya kıyısına indirince, evrenselden yerele götürmüş olmuyor musunuz Belki biraz öyle. Ama belki de değil. çünkü zaten onlar da aslında yerel. Onlar Seine kıyısında güneşlenirken, birileri de Samatya kıyısında güneşleniyordu. Bu ikincileri çizen olmadığı için hakları yendi - zaten bütün hayatlrı yoksunluk içinde geçmişti, yoksunluğun ne olduğunu bile yeterince öğrenemeden. Dolayısıyla Latif o Fransız delikanlılarını ve bütün ötekileri Altımermer gerçekliğine tercüme ediyor: İskambilciler bir el de Arapkir kıraathanesinde oynuyorlar; Matisse'in kadın bacağını bir de Cerrahpaşa üslubunda kaşıyor; Haseki'li kasap
İbrahim'in İshak, baba korkusuyla debelenmeden durmaya çalışıyor; Davutpaşa'lı potansiyel oğlan, evde yalnız kaldığı bir gün, poposunu açık havaya veriyor. Mahallede bu işler olurken Latif'in gözünde bir ışıltı, ağzının kenarında bir gülümseme başlangıcı var.“
(Arka Kapak)
Kullanıcı Yorumları